24 Haziran 2009 Çarşamba

Tek Reklam

(Resim buradan.)

İnternetten ecnebi ülkelerdeki reklamları takip edebilir hale gelmemizden beri daha iyi farkettim ki, Türkiye'de reklamcılık, en kolay yapılan mesleklerden biri.

Televizyon reklamları, gazete reklamları, dergi reklamları, yol kenarlarındaki ilanlar, son on yılda doğuşunu takip ettiğimiz internet reklamları, bana hep reklam ajanslarındaki ortamları merak ettirmiştir. Epey "tatlı" olduğunu düşündüğüm bu ajanslar benim aklımda şu şekilde çalışır: İşveren gelir, sebeb-i ziyaretini anlatır ("daha çok satayım", gibi) ve gider. İşverenin gitmesinin ardından usta bir iç mimarın elinde şekil aldığı belli olan, adeta buram buram yaratıcılık kokan, özellikle salaşlaştırılmış bu ofisin her masasının altından Absolut şişeleri çıkıverir ve "beyin furtunası" faslı başlar. Bilinçaltındakiler tek tek canlanır.

(Resim buradan.)




İskandinav tasarım ilkelerince pek sade tasarlanmış şişenin içindeki sıvı miktarı azalır, azalır, bu arada da fikirler daha bir yaratıcı, ama eşit derecede uygulanamaz oluverir. Furtuna gittikçe yavaşlar, bitse de gitsek ruh hali toplantı odasının çimento duvarlarına sertçe çarpar ve iştahla not alan stajerlerin kafasına iner. Pek verimli geçmediğini Türk reklamlarına göz atan herkesin anlayabileceği bu süreç, herkesin bireysel çalışma yapmak üzere söz vermesi ile nihayete erer.

Bireysel çalışma, yani İngilizcedeki fiil haliyle "Googling", gördüğümüz reklamların ilk ve son halini veren süreçtir. Önce Cannes-Lions, sonra Dubai Lynx Ödülleri olmak üzere reklam veritabanlarına girilir. Mezuniyet balosu öncesinde ayakkabı alışverişine çıkan genç kız hevesi ile bu yaratıcılık membaaları güzelce incelenir. Aman dikkat, aynı kaynaklardan istifade edenlerin baloda pişti olmaları da ihtimaller içindedir, hanımlar! Bu ihtimalden korkmayanlar ise, ajanslarının bütçesine en az zeval verecek bir prodüksiyon gideri ile kotarılabilen bir model seçebilirler kendilerine. Canım, şu vitrindeki Jimmy Choo'nun tıpkısının aynısını mahalledeki ayakkabıcıya yaptırıveririz, rengini de kırmızı değil mavi yaparız, kim anlayacak?





Googling faaliyeti ile meşgul olmayanlara da sanırım Derya Baykal diyebiliriz. Eski kocasının ceketlerinden büyük bir yetenek ve başarı ile, herkesin beğendiği çantalar, banyo için tüpgaz örtüleri filan yapan Derya Baykal hani. Elde kalmış, eski müşterinin kabul etmediği, rafta durduğu yerde duran şu çalışma, acaba yeni bir işverene kakalanabilir mi? Kakalamak ne kötü kelime, aa. Onu hazırlarken de el emeği göz nuru akıtmıştı çocuklar! Değerlendirmek, diyelim biz buna. Evdeki malzemeleri değerlendirmek. Derya'nın dediği gibi. Her ajansta kolaylıkla bulunan malzemelerle.

En son aşamada da ajans sahibinin devreye girdiğini düşünüyorum. Onay vermek, imza atmak açısından. Ofisteki çocukların internet üzerinden çalışmalarını patrona gönderdikleri, gönderilen çalışmanın Fransız Rivierasında demirli halde bulunan 54 metrelik bir yatın bir kamarasındaki büyük ekranda göründüğü ve patronun, gözlerini güvertede güneşlenen yirmi iki fıstıktan ekrana çevirmeden "Tamam, OK!" dediği bir aşamadan bahsediyorum.

Bazen aksilikler de oluyordur. Mesela "Kuşbaşımı Kendim Aldım" şarkısıyla Kuşbaşı Et Üreticileri Birliği'nin reklamında yer alan ve ülke çapında kuşbaşı et satışlarının yüzde kırk-iki-nokta-seksen-altı artamasını sağlayan şarkı sözü yazarı ile ücrette anlaşılamayınca, şarkı sözü yazarı bunun intikamını işverenin satışlarını azaltabilecek derecede itici reklamlar hazırlayarak almaya kalkışabilir.



(Lütfen yukarıdaki reklam sonsuza kadar burada dursun.. Milyonlarca yıl sonra diğer gezegenlerden gelen dostlarımız da bu reklamı izlesin ve insan neslinin tükenmesinin pek yerinde bir karar olduğuna kanaat getirsinler..)

Ben sadece reklam ajanslarını değil, ajansta çalışan çocukları da çok merak ederim. Herhangi bir pazarlama dersinde yüzlerce defa tekrarlanan kaideleri bilmeyen bu metin yazarları ne kadar cesurdurlar ki, herhangi bir pazarlama dersinde dönem projesi olarak sunulsa geçer not alamayacak bu çalışmaların ulusal kanallarda yayınlanması için mesai harcarlar? Hedef kitlesi yanlış, positioning'i doğru hedef kitleyi üründen soğutacak kadar yanlış bu çalışmalar nasıl ajansın kapısından dışarı çıkabiliyor?

(Resim buradan. Bebek bezini alacak olanlar bebeklermiş gibi hazırlanan bir reklam.)

Peki, özel şirketler istedikleri reklamla çıkabilir, kendi kararlarıdır. Ama vergi verenlerin bir bakıma işveren olduğu projelerde biraz daha yaratıcılık ve belki biraz daha yaratıcılık iyi olabilirdi.


(İki resim de bigumigu'dan.)


90'ların başında kocasının önünde soyunup "Macit, beni otomobillendir" diyen kadının reklamı bile daha yaratıcıydı.

1 yorum:

Debater dedi ki...

Evet özellikle pepsinin bir arabesk-fantezi şarkıcısını reklam yıldızı seçmesinin ardından artık pepsi derde deva meze ile içilecek içki haline gelebilir :)