..although loneliness has always been a friend of mine
i'm leaving my life in your hands
people say i'm crazy and that i am blind
risking it all in a glance
and how you got me blind is still a mystery
i can't get you out of my head
don't care what is written in your history
as long as you're here with me(./..)
(Hayır, aşık olup progressive gece şiirleri yazmaya kalkışmadım daha. Bu yukarıdaki "lame"lik abidesi mısraların burada olmasının bir sebebi var elbette. Önce uzun bir girizgah:)
Bir yüzyılın bitişi, yeni bir yüzyılın başlangıcı, en azından bu olayın bize en yakın vuku bulduğu zamanlar olan 1800'lerin ve daha sonra az biraz 1900'lerin bitiminde çok heyecanla karşılanmış, insanların fantezilerini harekete geçirmiş, bizi bilmediğimiz bu zamanlarla ilgili hayaller kurmaya teşvik eden vesileler olmuştur. Herhangi bir onyılın bitimi ve bir yüzyılın sonu arasında çok fark vardır. Onyıllar her on yılda bir düzenli olarak biterken (bunu ispatlayabilirim, inan bana) yüzyılı bitirmek, yeni bir yüzyıla girmek için önünüzde en az 99 yıl 364 gün vardır. Çok zaman, değil mi? İşte bu, yeni bir yüzyıla çok zaman olması durumu, bu çok zaman içinde çok şeyin değişeceği, en azından değişebileceği ihtimalini çağrıştırır. O yüzden yeni yüzyılla ilgili fantezi kurmak için onun eşiğinde olmanıza gerek yoktur. Uzak bir gelecekte herşey daha farklı olabilir, hissiyatı getirir yeni yüzyıl fikri, ve işte bu hissiyat onu yeni onyılın hissettirdiklerinden farklı kılar.
"Yepyeni bir rüyayla kamaşsa gözlerimiz"
Bu hissiyat, yeni yüzyıla uzun zamanlar varken "bilim-kurgu" genreını yaratmıştır. Haraketli aksamları pirinçten, kontrol düğmeleri ve topuzları (knob) pırıl pırıl kristalden mamul "The Time Machine"e bakınız: 19. yüzyılın 20. yüzyıl için hayali. Veya herşeyin gidip gidip o dahiyane üç maddelik robot anayasasıyla çözümlendiği Asimov Robotlar Diyarı: 20. yüzyıldakilerin 21. yüzyılı hayali de böyledir. Tasarlanan zamanla (heyecan verici yeni yüzyıl) şimdiki zaman arasında o kadar büyük zaman dilimi vardır ki, tasarlayıcı istediği gibi uçmakta serbesttir. Tasarım, bir şekilde gerçekleşir nasıl olsa.
"Başka bir dünyanın mümkünleri?"
Fakat yeni yüzyıl kapıya dayanmış, yeni yüzyılla eskitilmişi arasında fazla bir zaman kalmamışsa gerçekler kafaya iniverir. Değişim gelmemişse, onu bir an önce getirme tutkusu sarar bünyeyi. Değişim, değişimi arzu eden bireyden başlar. Düşünce yapısını değiştiren, ve bence kristal kontrol panelli ve dev pervaneli zaman aracı tasarlamaktan daha faydalı olan bir diğer etkisi görülür yeni yüzyılın. Sevgili okur, buna da turn of the century hissiyatı diyebiliriz. Ya da 19. yüzyılın turn of the century'sinde yaygın dilin Fransızca olması itibariyle verilen adıyla..
.. Fin de siècle.
Bu dönemde insanlara bir rahatlık gelir. Değişim, umut, boşverme, zincirlerinden kurtulma, kimine göre yozlaşma kimine göre liberalleşme, ama her halükarda çöküş hissiyle gelen yenileşme. Bunun böyle olduğunu 19. yüzyılın sonundan örneklerle kanıtlayabilirim. Yazıda Oscar Wilde, resimde Toulouse-Lautrec ve Munch hem çöküşün hem de bu çöküşten doğacak yeni bir zamanın haberini verdiler. Mimaride 1900 Paris Uluslararası Sergisi skandallarını yaratacak değişimler oldu ve Jugendstil, nihayetinde Art Nouveau bu dönemde doğdu. Politikada en karamsar tabloyu çizen anarşizm de "libertarianism" adıyla piyasaya bu dönemde çıktı. Eğlence anlayışı yarının olmayacağına olan inançtan aldığı kuvvetle çılgınlığın dibine vurdu. Böylece 19. yüzyılın sonu, heyecanlı, hem karamsar hem de umutlu bir son oldu.
Bu değişimler, sonunda yer aldığı durgun 19. yüzyıla kıyasla belirgin zıtlıklar oluşturduğundan kolayca seçilebilir; fakat 20. yüzyılın sonunda dikkat çekici bir fin de siècle durumunu hissedemememizi, 1900'lerin halihazırda çok haraketli geçmiş olmasına bağlıyorum. Ama bilemeyiz, belki gelecektekiler '90'lı yıllar hakkında benimle aynı görüşte olmazlar. Benim fikrim, 21. yüzyıl için fazla heyecanlanmamış olmamız. En büyük heyecanı bilgi-işlemciler Y2K sorunu ihtimali üzerine yaşamışlardı, onun dışında çok da beklenti yok gibiydi. Edebiyat? Resim? Tık yoktu. Geçen yüz yılda yeni bir sanat geliştirdik de onda bir heyecan mı oldu? Hayır. Müzik? Orada dur, bu yazıyı yazmamın sebebi işte bu.
Bir turn of the century görmüş, bir önceki turn of the century'nin de masallarını dinleyerek o zamanın insanlarını kıskanmış biri olarak kendimi geçiştirilmiş, aceleye getirilmiş, yeterince heyecanlandırılmamış, sanki bir yüzyıl değişikliği yaşamamış gibi hissediyorum. Fena halde bozuğum. Tıbbın ve cerrahinin o denli ilerlemesini istiyorum ki, 2090-2100 aralığını da görebileyim ve 1990-2000 aralığında yaşayamadığım, dönemin yaşatmakta yetersiz kaldığı hisleri yaşayabileyim- ve mümkünse yaşatabileyim. Çünkü '90'larda bize "yeni çağın müziği" olmaya aday müzik budur, diye tanıtılan şeyden hiç hoşnut kalmadım. Evet, dediğim gibi sanatın, politikanın, hayatın diğer alanlarında da böylesi vaatler pek yoktu, ama müzik alanında özellikle kızgınım.
Niye?
Şunun için.
Bu yazıyı yazmamın sebebi.
Heyecanlanacak bir durumun hala olmadığının göstergesi.
Backstreet Boys müziğe geri dönüyor. Hem de '90'larda kalması gereken o berbat şarkılarının bir kopyasıyla. Gerçekten, '90'ların defterini kapatıp 2090-2100 aralığına odaklanmaya bile hazırım. Ama bu kadar heyecansız zamanları, geçen yıllara kıyasla bir ayıp olarak algılıyorum. Bunun sebebinin finansal zamanlarda yaşamamız olduğunu, yapımcıların iyi işi desteklemek yerine ergen kızların parasını almak olduğunu biliyorum. Bir yüzyıl sonunu olmaması gerektiği gibi geçirdikten sonra, çok güzelmiş, bizi çok heyecanlandırmış gibi yapıp o zamanları bugüne taşımak ne demektir anlayamıyorum. Kızgınım. Şimdi bakınca kendi kızgınlığımı çok saçma ve sebepsiz bulabilirim. Ama bugün yazdıklarımın şımarık bir temper tantrum olmadığının söylenmesine ihtiyacım var.
Ve bir de güzel, yeni, şaşırtıcı ve heyecanlandırıcı vakaların olduğu zamanlarda yaşamaya. Çok ihtiyacım var.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder