3 Temmuz 2011 Pazar

Korkunç Evlatlar-1



Tiyatro, sanat aşkı için yapılır. Sanatçıların para kazanmak gibi bir niyeti yoktur ve olamaz. Tiyatrocu için kalas, heves ve sahne tozu; şarkıcı için sevenlerinin alkışları; yazarlar içinse, onu gerçekten anlayarak okuyan ODTÜ Felsefe öğrencisi kırmızı saçlı borderline birkaç kız yeter de artar bile. Nasıl ki (birkaç örnek dışında) hiçbir ressam hayattayken paraya kavuşmamıştır, gerçek sanatçılar da aç kalmalı, para yerine dostluklar biriktirmeli, yaşlılığında kendilerini Darülaceze'de ziyarete gelen Star TV kameralarına, ağır-çekimde, şu şarkı eşliğinde el sallamalıdır.

Madem öyle, niçin son zamanlarda, gerçek bir sanatçı gibi düşünmeyen şarkıcı, tiyatrocu ve yazarlara rastlar olduk? Bu adamlar ve kadınlara sanatçı denebilir mi?

Yeterince yarıda bıraktığım liste yokmuş gibi, yeni bir listeye başlıyorum: Korkunç Evlatlar. Bu liste altında da, utanmadan, hem de hiç utanmadan, yaptıkları işten aldıkları paraya önem veren cesur sanatçılara bakacağım. Para kazanmanın hor görüldüğü bu gibi endüstrilerde bizim Korkunç Evlat'lara (kısaca KE'lere) diş bişeyen ve onları hor gören gerçek sanatçıları ise başka yazarlara havale ediyorum.

İlk KE: Şahan Gökbakar. En başından beri, yaptığı işi para kazanmak için yaptığını gizlememekle kalmadı (33. sayfaya odaklanın), istediği gibi, insanları mutlu etme amaçlı filmler yapmak için yemediği damga kalmadı. Sığ. Lümpen. Görgüsüz. Ama sonuçta, yaptığı işi hayatını kazanmak için yaptığı gerçeğini kimseden saklamadan, kimseyi sanat aşkı illüzyonuyla kandırmadan, başarılı oldu. Beni sadece filmleriyle değil, saygın sanat erbabını şoke ederek de güldürdü. Kendisine kazanç ve başarı dilerim.

Hiç yorum yok: