Footlights'tan çıkan şahane komedyenlerden biri, ve yaklaşık 4 yıldır The Daily Show'da Jon Stewart'ın correspondent'larından biri. Programın correspondent döngüsü, 5 yılı dolduranın kendi programını yapmak için veya başrollere çıkmak için programdan ayrıldığını gösteriyor, Colbert gibi, Steve Carell gibi. John Oliver'ın da kendi programını yapmasını bekliyorum.
Erdem Moralıoğlu, geçen yıl Vogue'un Fashion Fund ödülünü kazandı.
Ümit Benan'ı biraz daha uzun zamandır biliyordum. İlk çalışmalarının çekimlerinde model olarak androjen görünümlü, ölgün yirmilik çocuklar kullanmak yerine şu beyi kullanmıştı da uluslararası moda diline "Ümit Benan modeli gibi adam" deyimini sokmuştu:
Bu bir moda blogu değil, ben de modadan anlamam. Ama Erdem tasarımı elbiseler ne kadar renkli, görün istedim. Sokakta görülse yadırganmayacak giysiler tasarlayarak da ödüller kazanılabiliyormuş demek. Sitesine girin ve bakın.
Ümit Benan'ın ise her sezonki çalışmaları için hikayeleri var. Onun da sitesine girin, mutlaka girin. Sonra adını google'layın, nasıl gösterişten çok dikişlere ve kalıplara önem verdiğini, uzaktan kaba duran ama yaklaşınca ne kadar kaliteli olduğu anlaşılan materyaller kullandığını öğrenin.
Umarım bu iki tasarımcı, yaratıcılığı, yakasına orantısız şekilde büyük beyaz bir hilal, göbek kısmında da kocaman bir yıldız kondurularak "bayrağımız" temalı kırmızı tuvaletler yaratmaktan ötesine çalışmayan yerli tasarımcılarımıza örnek olur.
Eğer bir Hürriyet Kelebek yazarının okunabilecek yazılar yazabileceğini ispat eden Melike Karakartal ile yıllar evvel, BBG evinde eski Türk filmi kadını taklidi yapan BBG Melike aynı insansa, Nil Karaibrahimgil'in "reklamdaki özgür kız"dan "müzisyen Nil"e evrilmesinin ardından gelen en başarılı imaj evrilmesi ile karşı karşıyayım.
Yazılarında zorlamadan, kendiliğinden gelmiş gibi duran başarılı popüler kültür referanslarını çok sevdiğim bu "ablanın" şu aralar popüler kültüre çok yakışan bir üsluba sahip tek köşe yazarı olduğu konusunda eminim. Eğer üslubuna sahip çıkarak yazmaya devam ederse, '80 feministleri için Duygu Asena ne ise, biz '80 sonrası gençleri için popüler kültürde Melike Karakartal o olacak.
Moleskine'lerle başlayan, kullanmaya kıyamadığımız pahalı defterlerin çağı + Butik olana rağbet + Tree-huggerlığın moda olması, alışverişlerde doğa dostu olana meyil + Brezilyalı iki kız kardeş + Genç kız desenleri =
Bu seferki güzel şeyleri, genelde Amerikan ablaların çeyizlik dantel vs sattıkları etsy.com'dan buldum. Kendi siteleri de var, Portekizce olan bu sitede anladığım kadarıyla istediğiniz desen kumaşla kaplanmış defter yaptırılabilirmiş. Hatta kendi sitelerinde "kız defteri gibi" olmayan defterler de var, şu çizgi romanlılar hoş, misal:
Türkiye'de olduğunu pek zannetmiyorum, custom-made yapısı itibarı ile. Kağıt kalitesini dokunarak anlayan biz defter aficionadoları (a.k.a hayatında hiç Doğan kareli defter kullanmamış gibi yapanlar) için yaprakları ellemek de pek mümkün olmuyor o zaman. Tüh.
..kahve getirmeye ve yüreğimizin derinliklerine dokunmaya (literally) yarayan bir canlıdır. Üzerine tam oturan tayyörlerin içinde sıcacık gülümseme görevini de üstlenir.
Gwyneth Paltrow ise depresif şarkıları çok ama çok yavaş söylemekten başka fonksiyonu olmayan bir çingenenin (adamın resmini koyup da blogumu çirkinleştirmem) eşidir.
Michael Jackson'un öldüğü gün yazdığım yazıda, müziğin artık tüketilmesi gerekenden daha hızlı tüketildiğinden, bunun sebebinin hızlı paylaşım, müziğe ücretsiz ulaşım olduğu kadar şimdilerin müziklerinin hızlı tüketim maddesi olması planlanarak üretilmesi olduğundan bahsetmiştim.
İstisnalar var elbette.
Geçen hafta hiç beklemediğim bir yer ve zamanda karşıma çıkan bir şarkı aklımdan çıkmamıştı. Bunun ilk nedeni, mekan işletmecisinin, sanırım şarkının sözlerinde kendini bulduğundan olacak, şarkıyı loop'a almış olması ve biz kalkana kadar yaklaşık on kere, müşterilerine dinletmesi olabilir. Ama aynı şarkıyı arka arkaya on kere dinleyen benim, herhangi bir Eminem şarkısı kullanılarak yapılabilecek bu işkence deneyinden şikayetçi olmaması- hatta memnun olması- neye bağlanabilir? Ben bunu, şarkının aklımdan çıkmamasının ikinci nedenine bağlıyorum: Dinlediğim şarkı uzun zamandır istediğim herşeye sahipti. İlerleyişi güzelce ayarlamış, arka arkaya defalarca dönen nakarattan ibaret olmayan, iyi bir altyapıya ve benim iyi altyapıdan kastım olan enstrümanların şarkının kaydı esnasında kaydedilmesi özelliğine sahip olan bir şarkı. Pop rock, ama tam kararında! Ne çok sert, ne çok smooth. Vokalin sesi güzel, aklımda eski, paslı bir mikrofonun önünde, tutkulu bir canción söyleyen bir eski-zaman latin dilberini canlandırıyor..
Ve tabii, bu şarkı İspanyolca.
İngilizce ve Fransızca şarkıları duyduğum zaman Google'a koşup sözlerini aratarak istediğim şarkıyı bulabiliyorum ama mesele İspanyolca'ya gelince yaratıcılığımı kullanmak durumunda kaldım. Önce Yahoo!Answers'da güzel İspanyolca rock şarkı listeleri verenlerin önerilerine baktım. Yok. İspanyol Top25 listesindekilere baktım, orada da yok, yeni bir şarkı olamaz o zaman? Derken ekşisözlük'te "ispanyolca" yazıp arattım ve "güzel ispanyolca şarkılar" başlığına gittim. Bunları niye anlattığımı anlamıyorsanız, yıllar yılı "enigici vokkey"in ne demek olduğuna kafa yormayan nesildensiniz, ben size aşina değilim. Ama kısaca meali: İnternet harika bir şey!!!
Neticede şarkıyı buldum. Biraz önce. Bulduğumdan beri de bir on kez ben dinledim. Yine ilk dinlediğim zaman aklıma gelenler geldi aklıma.
(Resim facebook grubundan, galiba bir fan çekmiş.)
Amaral. İspanyol müzik grubu, genre'ı doğru anlamışım, yaptıkları müzik pop-rock. Güzel şehir Zaragoza'da müzik yapıyorlar, hala müzik yapıyorlar, ama yeni değiller, 1997'den beri ortalıktalar. Şarkıları solist kız ile (aslında davulcuymuş, öyle diyorlar) gitarcı oğlan yapıyor. Benim dinlediğim, aşağıda da videosunu verdiğim şarkı 2002 albümleri Estrella de Mar'dan. Estrella de mar, deniz yıldızı demek. Kırık Vals de bir başka Deniz Yıldızı albümündendi.
Bu yazı Hıncal Kulunç ve İclal Baydın havaları arasında gidip geldi, farkındayım. Yarın da gamzeli Tunak Remitçi tarzında yazarım, tam olur.
Müjdeler olsun! Artık alışveriş listelerimizi yazmak ve imza denemeleri yapmak için Moleskine'e alternatif bir pahalı defter daha var piyasada:
Field Notes, ya da Moleskine-killer (niye her ikonik nesneye bir "killer" bulmaya çalışıyoruz ki? iPhone-killer, Playstation-killer... çok saçma yahu).
Aslında yukarıda da gördüğünüz gibi, içi, Doğan ya da Meteksan markalı okul defterlerimizden tamamen farksız. Olayı dışındaymış. Kapağı mümkün olduğunca "harsh" bir etki yaratacak şekilde, kasap defteri gibi yapılmış. Sanırım bu basitlikte bir espri bulmuşlar. Yine tahminimce, Moleskine'in deri kaplı ağırlığına karşı, pazarlamada "the everyday thing" diye adlandırılabilecek bir ürün yaptıklarına inanıyorlar. Nedense bu aklıma yıllar öncesinden bir Dunkin' Donuts reklamını getirdi. Mesaj sanırım: kasıntı Starbucks'a karşı "the everyday thing", Dunkin' Coffee:
Tabii, aynı strateji fiyatta uygulanmış mı, hayır. Fiyatı itibariyle gayet de premium bir ürünmüş Field Notes.
Bir de, arka iç kapakta, yani Moleskine'lerde gayet kullanışlı bir cebin bulunduğu yerde, Field Notes defterimizi ne maksatlarla kullanabileceğimiz var. Liste halinde (ay, çok ömür çocuklar bu Field Notes'çular!).
Japonların çalışmadıkları veya yeni teknolojik icatlarını en sevimli hallerini takınıp tanıtmadıkları zamanlarda karaoke yaptıklarını biliyoruz. Bu millet de eğlencenin altyazılı ve müziklisini seviyor işte.
Burada "Güzel Şeyler" arasına soktuğum nesne pek de güzel sayılmaz aslında. Yukarıdaki Tuttuki Bako nesnesinin içine parmağı sokuyorsun, pat! ekranda sanal parmak çıkıyor. Niye? Sanırım Japonların gerçek hayatta gerçek parmaklarıyla yapamayıp içlerinde ukte kalan hayallerini eyleme dökebilmeleri için. Galiba.
Hatta aşağıdaki video Japonların eğlence anlayışının aslında ne kadar hastalıklı olduğunu gözler önüne serip resmen huzursuz ediyor.
Bu adamlarla aynı gezegeni paylaşıyoruz. Uuu. Scary.
Almanya'da 1883'ten beri üretilen bu ufak dolmakalemlerin adı Kaweco. Henüz yurdumun güzel pazarlamacıları bunu keşfedip Moleskine gibi ayağa, ilkokul sıralarına, vs düşürmeden kullanılabilir. Damalı olanlarına da buradan bakınız. Herbin'in mürekkepleriyle harika bir takım oluştururlar.