24 Nisan 2009 Cuma

Wall Street Şehitliği'nde Yeni Bir Mezar


(Foto: Condé Nast Portfolio)

Amerika'da mortgage sisteminin kendine has kurumlarından olan Freddie Mac'in finans müdürü David Kellerman, geçen çarşamba sabahı Washington D.C.'nin lüks mahallelerinden Vienna'daki evinde ölü bulundu. Gayrıresmi iddialar, Kellerman'ın kendini asarak intihar ettiği yönünde. Clusterstock'un attığı başlık benim yazmak üzere olduklarımı özetliyor: Ona birileri daima kızgındı.

Henüz 41 yaşındaki Kellerman göreve, Hazine Bakanlığı'nın Fannie Mae ve Freddie Mac'in eski yöneticilerinin görevlerine son vermesi üzerine yakın geçmişte gelmiş, kendisini hızlı bir iş temposunun içinde bulmuştu. Fakat bu tempo sadece hızlı değil, öldürücüydü. Eve sadece üzerini değiştirmek için uğramaya başlayan Kellerman, işinde kimseyi memnun edemediğinden yakınıyordu. "Devlet tarafından desteklenenen özel kurum" statüsündeki bir şirket için elbette hissedarların memnuniyeti yetmiyordu. Devlet kurumlarının memnuniyetinin de yetmediği ortada. Zira Freddie Mac'in mevcut yöneticilerinden biri, Kellerman'ın ölümünden sonra yaptığı açıklamada, ekonomik kriz güreşinde ezilen çimlerin kimler olduğunu ortaya koyar nitelikte: "Baskı artık baş edilemez oldu (...) Finans sektöründe, görevi ne olursa olsun herkese söylenen, bunun [krizin] bizim suçumuz olduğu ve yeterince çok çalışmazsak ülkenin batacağı." Bu paragraftaki bilgilere NYT'nin şu sayfasından da bakabilirsiniz.

Bunun şeklen bir intihar olduğu söylense de aslen bunun bir katl olduğunu düşünmekteyim. Bu katlin faili gerçekten fazla: Wall Street yatırımcılarının hatalı gelir elde etme biçimleri (bonusların verilen maaşı geçtiği sistemin tadı hâla damaklarında kalmış olmalı), mortgage'ların kullanımıyla yaratılan türev ürünleri, Amerikan Merkez Bankası'nın karasız sinyalleri... Krizin sebebine dair uzun bir diskur değil amacım. Sadece Kellerman'ın ölümünün piyasalara ve bize yollamaya çalıştığı mesajın daha uzun süre akılda kalmasını sağlamak istiyorum.

Not: İnanmayın yazdıklarıma. Daha bu ayın başında Freddie Mac yöneticilerinin toplam 210 milyon dolarlık bonus alacağı haberi gelmişti. Sadece bir kurban, bonusu diğer yöneticiler için "alınabilir, kabul edilebilir" kılmıştır artık.

Güzel Şeyler: Verbarius

Ben epey geç keşfetmişim. Bunun kol saati çıksa da alsak:

Güzel tasarımların bulunduğu Art Lebedev'den.

22 Nisan 2009 Çarşamba

Güzel Şeyler: Kaweco


Almanya'da 1883'ten beri üretilen bu ufak dolmakalemlerin adı Kaweco. Henüz yurdumun güzel pazarlamacıları bunu keşfedip Moleskine gibi ayağa, ilkokul sıralarına, vs düşürmeden kullanılabilir.

Damalı olanlarına da buradan bakınız. Herbin'in mürekkepleriyle harika bir takım oluştururlar.

(Resimler sırasıyla scottyhoffo ve hardgraft'tan)

Golden Girls, Yataş Reklamındaki Altın Kızlar ve "Yeni Altın Kızlar"

Sit-com diziler, ucuza kotarılabilmeleri sayesinde ülkemizde yapımcılar arasında çok tuttular. Bu tür yapımların arasında, alnının akıyla ülkeye giriş yapabilen birkaç dizinin dışında birçoğu, başarısız çeviriler, tercüme karakterler nedeniyle ülke sınırında kaldı ve tam anlamıyla "bizim" olamadı. Bu neticeden ders çıkaramayan bazı yapımcılar hâla var ki şu haftalarda bir başka bomba ekranlarımızda geri sayıyor: Altın Kızlar.




Eski Altın Kızlar (yani Golden Girls isimli orijinali, AK de diyebiliriz) yayınlandığı zamanlarda ben çok küçüktüm ve bu diziyi -tam anlamasam da- izler, tonton teyzelerin maceralarına gülerdim. Zira YouTube'dan tekrar baktığımda hâla güldüğümü farkettim. Espriler klasikleşmişti. Kahkaha efektleri bile tam da amacına hizmet ediyordu. Evinde yalnız başına TV izleyenler başkalarının kahkahalarını duysunlar da kendi kahkahaları boş ve soğuk evinde tek başına çınlamasın diye konulan bu "konserve kahkahalar" bile diziyi yapaylaştırmamıştı.


Oyuncuların karakterleri gerçekten de çok doğaldı. Evet, abartılı bir oyunculuk, ama doğal ve akıcı, zorlamadan ilerleyen bir temsil çıkarmıştı kızlar. İşte karşımızda yaşlanmış, -yaşlanmayı kabul etmese de- gençliğini yitirmiş "kızlar"ın macerası vardı. Saç stileri, kıyafetleri, tepkileri, hepsi de bu kompozisyona uygundu. Bu kızlar yaşlı kızlardı, ve bizim onlara gülmemizi istiyorlardı.

Sonra "bizim" kızlara döndüm. Her zaman ekranda ve beyaz perdede görmekten memnun olduğumuz dört önemli aktris tarafından ortaya konulan AK'ye. Aradığımı bulamadım. Aslında başıma gelecekleri biliyordum, ama istemiştim ki böyle bir kadro oluşturan yapımcılar, bu başrılarını senaryo ve yönetmen seçiminde de göstersinler. Önce zaten beklediklerimi sıralayayım.

Her uyarlama sit-com'un başına gelen bu AK'nin de başına gelmiş. Senaryo kopuk kopuk ilerliyor, karakterler ilk bölümden tanıtılsın diye zorlama sahneler var. Konserve kahkahalar tuhaf; çoğu esprinin başarısız olmasıyla da birleşince evde tek yankılanan kahkaha bunlar oluyor. Fakat bunlar beklediğim şeylerdi. Doğru çıkmamasını istediğim, ama beklediğim.

Beklemediğim şey ise bir keşifti. Oyuncu seçiminin hem ne kadar doğru, hem de ne kadar yanlış olabileceğini kanıtlayan bir keşif. Bizim AK, gençlik ve güzelliklerini muhafaza etmeleriyle bizi kendilerine tekrar aşık eden sinema aktrislerinin, sadece senaryo ile yaşlandırılmasıyla oluşan bir dizi. Nevra Serezli'yi bu grubun dışında tutmak lazım, Yonca'nın televizyonda bir araya gelen bu üç yaprağı, asla rollerine uygun aktrisler değiller. Sultanımız Tatlı Hayat dizisindeki Sevinç karakterini oynuyor, Koçyiğit sanki her an yumruğunu ısırıp meşhur koşuşuyla sahneyi terkedecek gibi. Fatma Girik ise alışılmadık bir rolde değil: genç bir kızken de saçlarını pudrayla beyazlatıp ve bir örtüyle yarı-yarıya kapatıp "acılı anne" rollerinde oynuyordu, şimdi de. Tek değişen, senaryo.

Elbette bunlar dizinin ilk iki bölümünü izledikten sonra aklıma gelenler. İzleyici bu kadar az veri ile yorum yaparken fazla da haşin davranmamalı. Fakat bazen verinin niteliği, niceliğinden daha baskın olur. Bu dizinin niteliği de izleyiciye yukarıdakileri düşündürüyorsa, kabahat izleyicide değildir.

Yataş'ın eskiden bir reklamı vardı, AK'ye öykünen. Keşke o reklamdaki "yaşlı" kızları kullansalardı dizide.

17 Nisan 2009 Cuma

Deneme

Bu kuşun kafesine güzel, basit ve işe yarar birşeyler eklemek lazım.