6 Mayıs 2009 Çarşamba

Güzel Şeyler: Citroën DS

(Resim nereden? Rob Ameruun'dan.)

Frenk dilinde tanrıça anlamına gelen déesse kelimesi ile aynı okunuşa sahip DS bu yıl 54 yaşına girdi.

(Resim nereden? Timo-NL'den.)

Markete ilk sunulduğu yıllarda piyasadaki diğer otomobillerden çok farklıydı. Aerodinamikti. Önce içi tasarlanmış, dış tasarım iç tasarımı takip etmişti. Süspansiyonu yaylı değil, pnömatik yani yağlıydı- çok daha konforlu bir sürüş sunmak için. Virajlarda direksiyonun istikametine dönen farlar, tek kollu direksiyon simidi... Bunun gibi farkların yanında, uzun yıllar sonra bile güncelliğini koruyabilen tasarımı da cabasıydı (1955 yılından banttan indiği 1976'ya kadar, 62'deki facelift dışında çok dramatik bir değişiklik yapılmamıştı).

(Bu resim de BooyahDesign'den. Eveet, fotoğrafa resim derim ben.)

Fransız devlet başkanlarının otomobillerine verilen "Voiture Presidentielle" ünvanını da almıştı DS. Charles De Gaulle 1962'de halkı selamlarken kendisine düzenlenen suikastten DS'i ile kurtulmuştu; hem de patlak bir tekerle ve buna rağmen süratle. Bunun nasıl mümkün olabileceğini Fifth Gear ekibi canlandırmalı biçimde incelemiş, ama günümüzün "Voiture Presidentielle"i Citroën C6 ile. C6 da övgüye değer bir tasarım, ondan da bahsedelim bir gün.



Artık DS, üretildiği zamanların özünü, zeitgeistını temsil eden bir simge halinde. Ona Godard'ın Le Week-end'inde, sıkışık trafikte bekleyen araçlardan biri olarak rastlamak da mümkün, Spielberg'in Munich'inde mafya aracısı Louis'nin (Mathieu Amalric- en iyi "kötü" adam!) özel şoförlü ulaşım aracı olarak da. Bu tasarım tanrıçasının takipçileri hâla sadakatle onu takip etmeye devam ediyorlar. Restore edilmiş modellerinin de piyasası hayli hareketli. Ne de olsa aşağı yukarı 1.5 milyon adet üretilmiş bir araçtan bahsediyoruz. Yüksek üretim miktarı, günümüzde iyi durumda bulunabilen örneklerinin de sayısı üzerinde olumlu bir etkiye sahip.

(Chris Cornell de DS'ten vazgeçemeyenlerden:P Bu resim de last.fm sayfasından.)

Bu efsaneden bahsetmişken kötü bir haber vermeden geçemeyeceğim. İnovasyonlarla dolu geçmişi üzerinde yeniden hak iddia etmeye kararlı görünen Citroën (ki 1976'dan beri aptal ama zengin kuzeni Peugeot'nun sahipliğinde yola devam ediyor), DS modelini, bir seri olarak tekrar piyasaya sürecekmiş. Fakat bu sefer DS déesse olarak değil, different spirit'in kısaltması olan DS şeklinde düşünülmüş. Resme bakalım.


Peh. Bunun nesi farklı? Spirit bunun neresinde? Citroën piyasadaki herhangi bir arabaya benzeyen bu şeyi tasarlayarak bile kendi geçmişiyle çelişiyor, adını da DS koyarak eski hayranlarını üzüyor. Ben şu anda piyasadaki C6'yla ve DS'in hatırasıyla mutluyum. Peugeot istediği kadar çok miktarda çirkin coupecabrio üretebilir, umursamam, ama aynı çirkin tasarımları Citroën markasıyla yola koyacak ve utanmadan bir de arkasına DS logosu vuracaksa, hiç uğraşmasınlar. Citroën markasını yok etsinler.

(Arkada DS ve önde Sarkozy'nin arabası, Citroën C6)

Tuhaf ve fantastik görünmeyen Citroën'lere aşina değilim.

3 yorum:

Veinsea dedi ki...

Citroen'e eski birkaç modeli haricinde pek değer vermesem de, bu model hoşmuş, senin anlatımından da olabilire.Yeni model hakkında görüşlerine katılıyorum.hali hazırda 10 tane böyle modelleri var zaten.

blackcarno dedi ki...

Di mi ama? Sen tut DS, XM, Xantia gibi güzellikler yarat (çok da "güzel" değiller aslında di mi, farklılar demek istediğim) sonra C4'ü Transformer yaparak '80 gençlerinin bilinçaltına seslenmeye çalış. Yeni bir gudubete de GhostBuster reklamı yapmışlar. Yutar mıyız bir bunu be heheyt!

Veinsea dedi ki...

Citroën futuristik araba mı yapsın demiştin? Buyur :)

http://veinsea.tumblr.com/post/135746859/citroen-gt